8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve Türk Kadının Dünden Bugüne Durumu

8 Mart 2012 Perşembe günü Dünya Kadınlar Günü,dolayısıyla bu konuya blogumda yer vermeyi ve kararınca düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Bu hafta ülkemizin çeşitli yerlerinde sempozyumlar,paneller düzenlenecek,çeşitli sivil toplum örgütleri basın açıklaması yapacak fakat değişen bir şey olmayacak.

Hemen her akşam ana haber bültenlerinde yer alan 5 haberden 2’sini maalesef kadına yönelik şiddet ve cinayet konuları içermekte ve toplumu derinden yaralamaktadır.

Toplumun bu derece yapısının bozulmasında elbette eğitim sistemin ağır aksaklığı,yasaların yetersizliği,ekonomik krizler, medyanın olumsuz etkisi yadsınamaz.

Kısaca 8 Mart’ın ülkemizdeki tarihi seyrine dair değinecek olursak ;

Türkiye’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı.

“Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı.1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediliyor.(1)

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında,1926 – 1934 yılları arasında gerçekleştirilen Atatürk Devrimlerinin bir kısmı, kadınların sosyal ve kültürel alanlarda, eğitimde, hukukta, aile içinde, çalışma hayatında, toplumsal yaşamda ve siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olmasını hedeflemiştir.

Bu konuda yapılan yasal düzenlemeler,Türkiye Cumhuriyeti’nde toplumsal alanda yapılan en önemli yeniliklerdendir ve birçok Avrupa ülkesinden daha önce gerçekleştirilmiştir. Fransa ve İtalya’da kadınlara 1946’da,İsviçre’de ise 1971’de seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.

Atatürk‘ün girişimiyle kadınların iktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde bir dizi değişiklik yapılarak,1930’da belediye seçimlerinde seçme, 1933’te çıkarılan Köy Kanunu’yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934’te Anayasa’da yapılan bir değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme hakları tanınmıştır.(2)

Günümüze gelecek olursak;

  • İşyerinde Mobbing
  • Töre cinayetleri ve küçük yaşta kızların evlendirilmesi
  • Kadın milletvekili oranın akıl almaz azlığı gibi utanç verici konular hala büyük bir sorun olarak ülke gündeminde yerini korumaktadır.

Ataerkil bir yapıda olduğumuz gerçeğinden yola çıkarak konuyu bir kaç başlık altında toplarsak;

1-Siyaset kültürünün kadını ikinci plana atması,çıkarılan yasaların caydırıcılıktan uzak olması (Son yıllardaki kadın cinayetleri ve bunun karşısında verilen cezalar aslında bir örnektir)

3-Bölgeler arası dengesiz gelir dağılımı,artan terör,ağalık ve şeyhlik kültürü karşısında maalesef siyaset kültürünün,sivil toplum kuruluşlarının vurdum duymaz ve tutarsız politikaları.

3-Özel tv kanallarının yayın hayatına başlamasıyla beraber yozlaştırıcı kadın ve aile değerlerine saldırtıcı-tahribat edici dizileri,sözde kadın programları,toplumun ruh sağlığını bozucu diğer yayınları…

Kadınlar bu milletin belkemiğidir.Onlara verdiğimiz önem oranında yarınlara daha bir umutla bakabiliyoruz diyebilirim.

Bir erkek gözüyle değerlendirdiğimde;Türk kadının tarihsel kimliği asla tartışılmaz buna binaen onların fedekarlıkları karşısında bizimde onlara karşı daha hoşgörülü-saygılı,onların toplumun her katmanında yer alması için çalışmalarda bulunmak ve başarılarını her koşulda desteklemek boynumuzun borcu olmalı diye düşünüyorum.

Bu münasebetle Türk kadının önünde saygıyla eğiliyor ve Cemil Meriç’ten bir alıntıyla noktalıyorum;

‎”İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur. Yaşlanan erkek kavgadan çekilir. Başkasının kendisiyle ilgilenmesini ister, ama kendisi hiç kimseyle ilgilenmek istemez. Fakat, yaşlanan kadın hayat kavgasından çekilmek şöyle dursun, çalışma sahasının daraldığını gördükçe kendini yer. Daha çok çalışmak ister, daha hassaslaşır. Kendini başkalarına feda edemeyince, ister ki başkaları doğruluğuna inandığı davaları için fedakârlık yapsınlar. Tapar torunlarına. Yavrular onun için hem büyük bir dert, hem büyük bir hazdır. Çocuklarından çok torunları için çırpınır. Kimsenin yaptıklarını beğenmez. Hep iş arar kendine. Hep kaygı arar. Arkada kalan yılların yalnız üzüntülerini hatırlar. Hayatın tadını çıkaracağı yıllarda eskisinden bin kat beter üzülür. “

Saygılarımla,

Gökhan Yılmaz

Kaynak : (1,2) Wikipedia 

Reklamlar

2 thoughts on “8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve Türk Kadının Dünden Bugüne Durumu

  1. ”ÜLKEMDE KADIN OLMAK” konusuna daha doğrusu yarasına güzel parmak basmışsın,eline sağlık.Bende yazını pekiştirmek adına bir Nazım şiiriyle destek vermek isterim.

    KADIN
    Kimi der ki kadın
    Uzun kış gecelerinde
    Yatmak içindir.
    Kimi der ki kadın yeşil bir
    Harman yerinde dokuz zilli
    Köçek gibi oynatmak içindir.
    Kimi der ki ayalimdir.
    Boynumda taşıdığım vebalimdir.
    Kimi der ki hamur yoğuran
    Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
    O benim kollarım bacaklarım.
    Yavrum, anam, karım, kız kardeşim
    Hayat arkadaşımdır…

    Nazım Hikmet

  2. Fatih kardeşim,
    Hem bu güzel mesaj için hemde NAZIM’ın o güzel dizelerinden oluşan ve konuya daha da bir anlam kazandırdığını düşündüğüm şiirini bizimle paylaştığın için çok teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s